Uzun bir yol /Kısa bir hayat

10/30/2006 - Medeniyetin Kanserli Dokuları :Şehirler

Kategori: Dolma kalem

Ey deprem gel yetiş bu şehirlerin
doğayı çarptıran konumlarına

                                             Mehmet Akif İnan

 

Modern Çağın Kanserli Dokuları :ŞEHİRLER

 26.07.2006

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kanserli hücreleri diğer normal hücrelerden ayıran en önemli özellik anormal bölünme/ büyüme yetenekleridir. Bu büyüme varlık nedeni olan vücudun mahvına karşın devam eder ve vücudun  ölümü ile son bulur.Kanser bencilliğin ,açgözlülüğün ve hırsın mücessem tablosu gibidir ;tıpkı şehirler gibi. Şehir : bir kara delik gibi içine çektiği cisimlerle büyüyen , büyükçe kendi anaforuna kendini çekme tehlikesi ile yüz yüze gelen  bir yapılaşma

 

Ünlü eserinde Platon adaletin kaynağını onu doğuran ihtiyaçlarda / mekanlarda arar ve adaletin iyi yada kötü olduğunu tespit için kurgusal olarak bir şehir  inşa eder. Çünkü şehir  adaletin varlık sebebi olan birlikte yaşamın / yek diğerine ihtiyaç duymanın mekanıdır. Böyle bir şehir inşasına başlanılınca bir süre sonra şehrin temel ihtiyaçlardan , güvenliğe , sosyal ihtiyaçlardan lükse doğru sıralanan ve sonu gelmez bir büyüme iştahına sahip olduğu görülür. Şehir ; ihtiyaçtan fazlasına duyulan istek ve yetinmezliğin, israfın iflah olmaz anıtıdır : Kanserli dokular gibi

 

Gökyüzünden bakılıp modern kentlerin ısı haritası çıkarıldığında şehrin bulunduğu bölgede civarına göre daha fazla bir ısı olduğu görülecektir.Bırakın termografik haritaları kışın çıplak gözle yapacağınız gözlemle bile bu sonuca ulaşabilirsiniz.Boş arazilere yağan kar haftalarca olduğu yerde kalırken evlerin çatılarına yağan kar derhal buhar olup uçmaktadır.Çünkü şehri sürekli enerji harcamakta harcanan enerji sonucu çevresine ısı yaymaktadır.Tıpkı hastalıklı uzuvlarımızın bedende oluşturduğu  ısı misali.Bu yoğun enerji tüketimi aynı yoğunlukta kaynak harcaması yada başka bir ifade ile kaynak israfı ile mümkündür . Ve paylaşımda aslan payını alan şehir geriye kalan bölgelerin güdük ,çorak  ve kıt kanaat  imkanlarla baş başa kalması sonucunu doğurur.Kanserli dokuyu doyurmak uğruna vücudun ellerin ayakların ve sair organların mahvına seyirci olması gibi tüm dünyalı insanlar olarak şehirlerin dünyanın kaynaklarını sömürmesine seyirci kalmaktayız.

 

Kanser  haddini bilmemek sınırları tanımamak , sınır ihlali yapmaktır.Kültür ortamında normal hücreler komşu hücrelere tutunarak hayatlarını sürdürürler.Hücrelerin tutunma/kontak noktalarında (adhezyon) hücrelerde elektronca yoğun bir tabaka oluşur.Bunun neticesinde hücrelerin amipsi uzantılarında yavaşlama ve durma görülür.Buna Kontak inhibisyon denir.Bu mekanizma ile hücre bölünmesi kontrol altında tutulur.Deneysel olarak normal hücreler kültür ortamında iken kendilerine sağlanan ortam şartları ne kadar uygun/optimum olursa olsun  kontak inhibisyon sebebi ile tek tabaka oluşturduktan sonra daha fazla çoğalamazlar. Çünkü bölünmeleri sınırlı sayıda olur.Fakat kanser hücreleri mütemadiyen çoğalarak çok katmanlı düzensiz kitleler teşekkül ettirirler.Bu kanser hücrelerinde kontak inhibisyon kaybı olması sebebi iledir. Modern kentler kendini sınırlayamama hastalığına tutulmuşlardır.Geçmişte 10-15 şehrin yayıldığı alanları günümüzde bir mega şehir kaplayabilmekte ve daha yok mu naralarına devam etmektedir.

 

Şehirler insanlığın dünya üzerindeki seyrinden bir durak sonra  oluşmuş yapılardır.Medeniyetlerin döl yataklarıdır. Kültürün mücessem halidir.El hak doğrudur .Kültür ,medeniyet vb kavramların sorgulanmasını bir yana  bırakıp tarih boyunca şehir realitesini kabulle bu yazı yazılmıştır.Modern şehir tabi dengenin bir unsuru olmaktan çıkarak bir başka gerçekliğe dönüşmüş ve büyüdükçe yok eden ve kendi yok olmasını hazırlayan  bir canavara dönüşmüştür.Kelebekleri çevresine yığan ateş gibi hem cazibesine kapılanları yakıp yok etmekte hem de kendini yakıp yok etmektedir.Küllerinden ne doğacak kimbilir.?

                                                                      

 

                                                                     Ne kadar gezinsem de şehrin tırnaklarında  
                                                                      ölümüm bir bebeğin zarif parmaklarında

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

2007-02-11 23:22:29 - deprem

Yazan: simsiz

deprem sürecinde evimden çıkmamamın asıl nedeni,
büyük depremi evimde yaşamamam belki de..
belki de artçı depremler her vurduğunda yerin derinlerinden..
kaçacak bir yer düşünemeyişimdi..
belki deprem
güvensizliğimi
öylesine serdi ki gözlerimin önüne,
her yerin aslında güvensiz olduğunu düşündüm..
ve çadırlar..
neredeyse tüm dostlarım barınaklarda kaldılar...
onların yanına gittim..
ve nedense
çadırlardan da korktum..
deprem..
suyun kenarında yaşadığımız için belki de..
zor bunlar..
hırsızlar, depremler..
yalnızlıklar..
zor hocam..
şehirde ya da köyde..
yaşamak
yaşamak başlı başına zor..

sevgiyle kalın..
Bağlantı

2007-02-11 23:04:47 - pejmürdelik

Yazan: simsiz

hocam,
şehirde,
tümüyle yalnızlığa adım atmışken..
şehrin;
kendilerini her bünyenin hastalıkları olarak niteleyenleri,
benden izin almadan,
evime girdiler..
mahremime..
tek dağıtabildikleri
altımdaki toprağa duyduğum güven oldu..
ancak bu toprağın ilk sarsılışı değildi..
depremde de sallanmıştım epeyce..
lakin,
deprem,
bu denli acımasız gelmemişti bana..
kötü niyeti yoktu çünkü..
o, yalnızca vardı..
depremle oynamadım hiç..
depreme saygı duydum..
evimden çıkmadım hiç..
çadırlara sığınmadım..
evim..
canımı alabilirdi..
muhtemeldi..

lakin davetsiz gelenler..
onlar insan..
öfke ve korkuya yenik düşmeye meylettirdiler beni..
şehir oyunu sertleştirdi..
ben hala
onun tam gözlerinin içine bakmaktayım..
küçükken dayak yerken,
kendimi savunmaya çalışır,
babamın gözlerine bakamazdım..
şu an şehrin gözlerinin tam içine bakıyorum..
canımı yakabilir..
ama
biliyorum ki..
onu, canımı yakacak hale getirenler kadar,
onu, kimsenin kolay kolay canını yakamayacak hale getirebilecek kadar
evet tam da bu kadar
güçlüyüm..
sağlıcakla kalın..
Bağlantı

2006-11-20 18:42:46 - nüfuz

Yazan: simsiz

hocam
ben ve şehir
yar olan şehir
nüfuz ediyor zerrelerime..
sakin ve acelesiz
azimle..
seyrediyorum halini..
ben de susuyorum..
isyan etmeye niyetli değilim..
oynamak istediğinde engel olmam ona..
sanırım benim de dağarcığımda oyunlar var böyle durumlar için..
zevkli bir oyun değil bu
keyf almıyoruz karşılıklı..
şehir direnmemi bekliyordu..
farkında olmadan yakalanmamı..
yakalandığım anda kaçmak için çabalamamı.
korkmamı biraz..
durgunluğum şaşırtıyor onu
mesafe koyuyoruz karşılıklı daha çok.
şehirle..









Bağlantı

2006-11-04 18:37:07 - ...

Yazan: ebrese
yazınızı okurken 2000 yılında İstanbul'a ilk geldiğim gün geldi aklıma... güneş henüz doğmamış.. gri, sis desem sis değil bir hava.. ürküten beton yığınları.. kulakları tırmalayan ve hiç bitmeyen bir uğultu... anadolunun tertemiz küçük bir şehrinden gelip metropolün yabancı sokaklarında tek başına ayakta durmaya çalışmak zor geldi. Zor geldi ama ayakta kalmayı başardık.. Ama kentlerin insanlarını nasıl yuttuğuna her gün şahit olarak ve ellerinden tutmaya çalışsak da kayıp gidişlerini izlemek zorunda kalarak tükettik yılları...

İnsan oğlu doyumsuzluğu ve nankörlüğüyle sonunu kendi elleriyle hazırlamaya devam edecek...
Bağlantı

2006-11-03 16:52:53 - hogeldiniz

Yazan: giz
Size sonsuz bir saygım ve hayranlığım var.Kendini yetiştirmiş, elim konulara parmak basmakta eşsiz insan olarak yazınızı okudum ve bir sağlıkçı olarak kanser ile şehirlerimizi benzeştirmeniz doğru bir seçim.Her ikisindede erken teşhis çok önemlidir.Şehrin akıntısına kendimizi kaptırmadan hırs denen o girdaba yakalanmadan ayakta kalmak her insanın yapacağı şey değil doğrusu.Umarım bu girdabın farkına varan insan sayısı çok olur.Özbenliğini kaybetmeden mega şehirlerin sağladığı kültür ve yüksek yaşam standardını kullanmak gerek. sevgiyle kalınız.
Bağlantı

2006-11-01 23:25:32 - ..

Yazan: kalemhane
Üstteki iki mısralık şiiri okuyup da şairini Mehmet Akif ERSOY olarak okumuş biriyim ben.. Ve Mehmet Akif asla böyle şiirler yazmaz diye de söylenip senden kaynak isteyecektim..
Sonradan farkettim..
Suç bulmaya gelmiştim, suçumla gidiyorum..

(Yazının tamamı okunmamıştır.. İlk paragraf sadece )
Bağlantı

2006-11-01 21:31:16 - Şehriyar

Yazan: hamitakcay
Sizin yorumlarınız her zaman bir anlam katıyor yazılanlara. Sizin için şehir ile olan mücadelenizde , mücahedenizde istikamet ve sağduyu diliyorum.
Bağlantı

2006-11-01 19:57:49 - şehriyar

Yazan: simsiz
merhaba hocam
uzunluğunu tarihle ölçemeyeceğim bir süredir yoktum blog aleminde.
nedeni ise yazınızla öylesine mütenasip ki..
bir büyük şehre adım attım..
ora'lı oldum.
şimdi bütünüyle büyük bir şehirde anafordayım..
zamanım kısıldı aniden.
susmamla konuşmam, durmamla yürümem arasında fark yok
işe gitmem ve gelmem var yalnızca
drama yapmam
okumam
ve susmam
şehir..
ihtiyaçtan fazlasına duyulan tamahtan söz etmişsiniz hocam
lakin benim bilgiye duyduğum ihtiyaç çekti şehre
de..
evet ürkütücü
bu büyüme
bu devasalık hali
sıradan olmayı kabullenmeye zorlanmak
ve elbette kısa bir süre içinde yalnız olmayı benimsemeye zorlanmak
şehir
yalnızca ısı yaymıyor..
yalnızca büyümesine engel olacak beceriden yoksun değil
aynı zamanda inanılmaz pervasız
aldırmazlık değil onunkisi
aldırmazlığı sınırsızca yaşamaya adamış kendini.
suskunluğu da umursamıyor
konuşmayı da
ilgilenilmeyi de
terkedilip gidilmeyi de
aslına bakarsan
şehir
kırgınların yeri
kendiyle yenişememeye ahdettiğinin farkında olmayanların
kendimle yeniştiğimde gideceğimi söylüyor dostlar
durucu görünmüyorsun buralarda diyorlar
göçebe olmak
içimde gidecek yer kalmayınca ne yapacağım bakalım
sevgiyle kalın.
iyi ki burdasınız..

Bağlantı

2006-11-01 19:57:05 - şehriyar

Yazan: simsiz
merhaba hocam
uzunluğunu tarihle ölçemeyeceğim bir süredir yoktum blog aleminde.
nedeni ise yazınızla öylesine mütenasip ki..
bir büyük şehre adım attım..
ora'lı oldum.
şimdi bütünüyle büyük bir şehirde anafordayım..
zamanım kısıldı aniden.
susmamla konuşmam, durmamla yürümem arasında fark yok
işe gitmem ve gelmem var yalnızca
drama yapmam
okumam
ve susmam
şehir..
ihtiyaçtan fazlasına duyulan tamahtan söz etmişsiniz hocam
lakin benim bilgiye duyduğum ihtiyaç çekti şehre
de..
evet ürkütücü
bu büyüme
bu devasalık hali
sıradan olmayı kabullenmeye zorlanmak
ve elbette kısa bir süre içinde yalnız olmayı benimsemeye zorlanmak
şehir
yalnızca ısı yaymıyor..
yalnızca büyümesine engel olacak beceriden yoksun değil
aynı zamanda inanılmaz pervasız
aldırmazlık değil onunkisi
aldırmazlığı sınırsızca yaşamaya adamış kendini.
suskunluğu da umursamıyor
konuşmayı da
ilgilenilmeyi de
terkedilip gidilmeyi de
aslına bakarsan
şehir
kırgınların yeri
kendiyle yenişememeye ahdettiğinin farkında olmayanların
kendimle yeniştiğimde gideceğimi söylüyor dostlar
durucu görünmüyorsun buralarda diyorlar
göçebe olmak
içimde gidecek yer kalmayınca ne yapacağım bakalım
sevgiyle kalın.
iyi ki burdasınız..

Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->
Google

Kendini Bil

BURNUNUN UCUNU GÖREMEYEN KENDİNİ NE BİLSİN.

SEÇKİ

TEP
Beyan
Dar Vakit
Ahir Zaman
İnsan Vakfı
40 İkindi
CEmaAT
ARtezYen
Jelezorukov
MilkBoy
Patikalar
Dergibi
MorTaka
Gezginler
(A.C.Z) Zarif Adam
OtuzuncuHarf
N.Marmara
Antiemperyalizim
KeKeMe
CounterData.com

Internet Marketing
Internet Marketing Counter CounterData.com

Internet Marketing
Internet Marketing Counter
Bloglar Alemi
BlogBul.Com! Blog Hizmetleri