Küreselleşme ve İslam

Araçların Masumiyeti:

Aydınlanmanın muzaffer savaş arabası ; küreselleşme , bütün imkanları ile dünyayı tarassut altına almış görünüyor. Bu tasallut, önüne geçen bütün direniş kalelerini ,birer birer ele geçirdikçe, insanların kalplerindeki korkular da büyümeye başlıyor.Görünen o ki küreselleşmenin özünde taşıdığı şeytaniliği sezen müslümanlar bu sürecin önüne yerelliği koyarak set oluşturabilecekleri düşüncesindeler.Bu sebepten tek tip insan modelinin karşısına, hakikat olsun ya da olmasın, çoğul bir gerçeklik inşası kurulmaya çalışılıyor. Küreselleşmenin karşısına yerel kültürler , yerel kültürlerin devamlılığı, birer kutsalmışçasına savunulur hale geliniyor.Bu noktada durup araçların mutlaklığının olup olmadığını tefekkür etmek zorundayız.Çok şükür artık araçların amaçlardan soyutlanamaz bir ruhu olduğunu idrak edebiliyoruz.Ancak bir reddiye ile başlayan bu idrak edişimizi araçların kutsal ayetler olamayacağı karşı bilinci ile genişletmek zorundayız.Kuran okuyan Televizyonun sadece bir mesaj taşıyıcı olmadığı , kendisinin bizatihi bir mesaj olduğu ve sunduğu formel mesajdan azade bir rol üstlendiği aşikardır.Ancak bu durumun mutlak ve geri döndürülemez bir durum olduğunu varsaymak evrenin düz bir yürüyüş çizgisine sahip olduğunu varsayan ilerlemeci bir mantık ile mümkündür.ALLAH mümkünsüzden mümkün çıkarak mutlak hüküm sahibidir. Mutlak hüküm sahibi olan Allah eşyada ve olanda da mutlak irade sahibidir.

Üçüncü Yol:

Küreselleşmenin dünyevi iktidarın mücessem bir putu olduğu aşikar.Peki ALLAH'ın rızasına sahip olmaktan başka amaçları olmayan, muktedir olmayı eşyaya hükmetme, araçlara hükmetmek olarak anlamayan insanlarla karşılaşan küresel istilanın hayat bulacağı yer neresidir? Bu güne kadar yenilmişliği kabul eden müslümanlığın ortak bilinci , karşı saldırıdan başka bir ihtimal üzerinde fazlaca durmadı.Arnold Tonbee nin dulaist Heredion-Zeolot tanımlamaları kolayca kabul görülerek benimsendi ve bu yol üzerinde nazariyeler geliştirildi.Oysa bu dulaist determinizm ALLAH ın iradesini sınırlayan çarpık bir anlayıştır.

Küreselleşme İslamın Yayılışına Hizmet Edebilir mi?

Hz Peygamberin kendisini parçalarcasına insanları müslüman olmaya davetinin arka planında bir iktidar görebilir misiniz? Hz peygamberin vefatından onyıllar sonrasında bile İslamın tam bir iktidar imkanı sunmadığı açıktır.Bir iktidar imkanı sunulabilse idi Hz Ömer in "Ben eğri yola düşersem ne yaparsınız" sorusuna "Seni kılıcımızla düzeltiriz ya Ömer " cevabı verilemezdi.Müslümanın diğer insanları müslüman olmaya davet etmesinin onları müslüman olarak görmek istemesinin arkasında hakkı idrak etmsi yatmaktadır.Hakikatı anlayan kişi onu kendisinde saklayamaz , çünkü kendisi hakikatleşir ve ifşa olur.Yukarıdaki soruyu okuma/anlama biçiminiz/miz cevabın kendisini oluşturmaktadır.İslamın yayılmasını iktidar sahasının genişlemesi olarak olarak algılayan bir zihin için bu sorunun cevabı doğrudan evetle sonlanır.Oysa bunu bir fehmetme meselesi olarak ele aldığımızda sorgulanacak bir mecra ile karşı karşıya kalırız.

Moğol Tecrübesi:

İslam dünyasının küreselleşmeye benzer bir istilayı Moğol istilası döneminde yaşadığını söylemek mümkün.Adı geçen dönemde irfan ve akıl kaba gücün önünde dağılıp gidivermiş görünümündedir.Ancak çok geçmeden istilacılar boyun eğdirdikleri insanlar tarafından yeniden inşa edildiler.Moğolun tek silahı kılıcı idi.Karşısında kendisine çekilmemiş bir kılıç bulamayınca Moğol u var eden başka bir amil onu ayakta tutan başka bir etken kalmamış oluyordu.Küreselleşmenin ise silahı yukarıdada izah ettiğim üzere dünyevi iktidardır.Tüketim kültürü , standardizasyon vb olgular dünyevi iktidarın taşıyıcı unsurlarıdır.Bugün dünyayı tarassut altına alan aydınlanma felsefesinin uzantısı küreselleşme , mevcut imkanlarını tüketme noktasına gelmiştir.Atomize edilmiş birey nöronlarına kadar parçalanamayak , kütleselleştirelen birey kaosu tetikleyecektir.Kaos ise yeni imkanların önün açabilecek yeni bir düzen demektir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !