6/1/2007 - Küreselleşme ve İslam
Araçların Masumiyeti:
Aydınlanmanın muzaffer savaş arabası ; küreselleşme , bütün imkanları ile
dünyayı tarassut altına almış görünüyor. Bu tasallut, önüne geçen bütün direniş
kalelerini ,birer birer ele geçirdikçe, insanların kalplerindeki korkular da
büyümeye başlıyor.Görünen o ki küreselleşmenin özünde taşıdığı şeytaniliği sezen
müslümanlar bu sürecin önüne yerelliği koyarak set oluşturabilecekleri
düşüncesindeler.Bu sebepten tek tip insan modelinin karşısına, hakikat olsun ya
da olmasın, çoğul bir gerçeklik inşası kurulmaya çalışılıyor. Küreselleşmenin
karşısına yerel kültürler , yerel kültürlerin devamlılığı, birer
kutsalmışçasına savunulur hale geliniyor.Bu noktada durup araçların
mutlaklığının olup olmadığını tefekkür etmek zorundayız.Çok şükür artık
araçların amaçlardan soyutlanamaz bir ruhu olduğunu idrak edebiliyoruz.Ancak
bir reddiye ile başlayan bu idrak edişimizi araçların kutsal ayetler
olamayacağı karşı bilinci ile genişletmek zorundayız.Kuran okuyan Televizyonun
sadece bir mesaj taşıyıcı olmadığı , kendisinin bizatihi bir mesaj olduğu ve
sunduğu formel mesajdan azade bir rol üstlendiği aşikardır.Ancak bu durumun
mutlak ve geri döndürülemez bir durum olduğunu varsaymak evrenin düz bir
yürüyüş çizgisine sahip olduğunu varsayan ilerlemeci bir mantık ile
mümkündür.ALLAH mümkünsüzden mümkün çıkarak mutlak hüküm sahibidir. Mutlak
hüküm sahibi olan Allah eşyada ve olanda da mutlak irade sahibidir.
Üçüncü Yol:
Küreselleşmenin dünyevi iktidarın mücessem bir putu olduğu aşikar.Peki
ALLAH'ın rızasına sahip olmaktan başka amaçları olmayan, muktedir olmayı eşyaya
hükmetme, araçlara hükmetmek olarak anlamayan insanlarla karşılaşan küresel
istilanın hayat bulacağı yer neresidir? Bu güne kadar yenilmişliği kabul eden
müslümanlığın ortak bilinci , karşı saldırıdan başka bir ihtimal üzerinde
fazlaca durmadı.Arnold Tonbee nin dulaist Heredion-Zeolot tanımlamaları kolayca
kabul görülerek benimsendi ve bu yol üzerinde nazariyeler geliştirildi.Oysa bu
dulaist determinizm ALLAH ın iradesini sınırlayan çarpık bir anlayıştır.
Küreselleşme İslamın Yayılışına Hizmet Edebilir mi?
Hz Peygamberin kendisini parçalarcasına insanları müslüman olmaya davetinin
arka planında bir iktidar görebilir misiniz? Hz peygamberin vefatından onyıllar
sonrasında bile İslamın tam bir iktidar imkanı sunmadığı açıktır.Bir iktidar
imkanı sunulabilse idi Hz Ömer in "Ben eğri yola düşersem ne
yaparsınız" sorusuna "Seni kılıcımızla düzeltiriz ya Ömer "
cevabı verilemezdi.Müslümanın diğer insanları müslüman olmaya davet etmesinin
onları müslüman olarak görmek istemesinin arkasında hakkı idrak etmsi
yatmaktadır.Hakikatı anlayan kişi onu kendisinde saklayamaz , çünkü kendisi
hakikatleşir ve ifşa olur.Yukarıdaki soruyu okuma/anlama biçiminiz/miz cevabın
kendisini oluşturmaktadır.İslamın yayılmasını iktidar sahasının genişlemesi
olarak olarak algılayan bir zihin için bu sorunun cevabı doğrudan evetle
sonlanır.Oysa bunu bir fehmetme meselesi olarak ele aldığımızda sorgulanacak
bir mecra ile karşı karşıya kalırız.
Moğol Tecrübesi:
İslam dünyasının küreselleşmeye benzer bir istilayı Moğol istilası döneminde
yaşadığını söylemek mümkün.Adı geçen dönemde irfan ve akıl kaba gücün önünde
dağılıp gidivermiş görünümündedir.Ancak çok geçmeden istilacılar boyun
eğdirdikleri insanlar tarafından yeniden inşa edildiler.Moğolun tek silahı
kılıcı idi.Karşısında kendisine çekilmemiş bir kılıç bulamayınca Moğol u var
eden başka bir amil onu ayakta tutan başka bir etken kalmamış
oluyordu.Küreselleşmenin ise silahı yukarıdada izah ettiğim üzere dünyevi
iktidardır.Tüketim kültürü , standardizasyon vb olgular dünyevi iktidarın
taşıyıcı unsurlarıdır.Bugün dünyayı tarassut altına alan aydınlanma
felsefesinin uzantısı küreselleşme , mevcut imkanlarını tüketme noktasına
gelmiştir.Atomize edilmiş birey nöronlarına kadar parçalanamayak ,
kütleselleştirelen birey kaosu tetikleyecektir.Kaos ise yeni imkanların önün
açabilecek yeni bir düzen demektir.
|